Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

Uluslararasi_Isbirligi_Ihtiyaci

Giriş
 
 
GENEL BİR BAKIŞ
 
 
90’lı yılların başında, soğuk savaşın bitimi, yeni ulus devletlerin ortaya çıkışı, teknolojik gelişim, küreselleşme ve silahlı çatışmalarda görülen artış gibi çeşitli faktör sebebiyle sınıraşan suç faaliyetlerinde ciddi oranda artışlar yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Küresel hale gelmiş olan organize suçlar, günümüzde artık sadece, semtleri, sokakları ya da şehirleri değil daha geniş ölçekte hemen hemen her bir ülkeyi ve makro düzlemde uluslararası güvenliği tehdit eden risk faktörlerinden birisi olarak kabul edilmektedir.
 
Sınıraşan suç faaliyetlerinin en karlısı olmaya devam eden uyuşturucu madde kaçakçılığının maddi büyüklüğü, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin tahminlerine göre 320 milyar Dolardır. Bu rakam dünyadaki ülkelerin %90’ının milli hâsılasından daha büyük bir parasal gücü ifade etmektedir. Kendisiyle yasadışı faaliyet arasına mesafe ve örtüler koyarak organize suç ekonomisini yöneten ve yönlendiren uyuşturucu baronlarının, bu maddi gücü kullanarak kendini riske atabilecek binlerce eleman bulması çok güç olmamaktadır.
 
Küreselleşme ve ulaşım sektöründeki gelişim, çevresel suçların artmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle sağlık açısından ciddi tehdit oluşturan tehlikeli atıklar bazı şirketler tarafından ya doğrudan ya da suç örgütleri vasıtasıyla başka ülkelerdeki deniz ve tarım alanlarına taşınmaktadır. Bu sorun birçok çevresel problemi beraberinde getirmekte; kullanılabilir verimli arazilerin yok olmasına ve o bölgede yaşayan canlıların ölüm riskiyle karşı karşıya kalmalarına yol açmaktadır.
 
Birçok ülkede yasadışı gelirlerin yasal sektörlere sızmasını engellemek amacıyla finansal, polisiye ve adli tedbirler devrede olmasına rağmen, suç örgütlerine vergi cenneti ve para aklama merkezi gibi hizmet veren bazı ülkelerin varlığı, sınıraşan organize suç sorununun diğer önemli bir boyutunu teşkil etmektedir.
 
Ülkelerin farklı hukuksal düzenlemeleri, teknoloji ve küreselleşmenin insan, mal ve para transferinde sağladığı önemli kolaylıklar ve geçirgen ulusal sınırlar, suç örgütlerinin suiistimal alanına girmektedir. Ayrıca, ülkelerin mücadeleci birimleri arasındaki koordinasyon ve bilgi paylaşımındaki aksaklıklar ve yetersizlikler de suç örgütlerinin kendilerine avantaj sağladığı boşluklara dönüşmektedir.  
 
Diğer taraftan, teknolojinin tüm imkânlarından istifade eden suç örgütleri, kargoyla gönderdikleri bir yasadışı malı uydu yardımıyla sağlanan izleme sistemiyle yerini an be an takip edebilmekte, yine uydu telefonu aracılığıyla haberleşmesini yapabilmekte, çok büyük bir hareketliliğin yaşandığı ticari kargo sistemine yasadışı mallarını saklayabilmektedirler.
 
 
ETKİN İŞBİRLİĞİNE DOĞRU 
 
 
Ulusal sınırlarla bağlı kalmayan ve faaliyetlerini sınır ötelerine taşıyan suç örgütlerine karşı ülkelerin ellerindeki tüm imkânlarla karşı koymaları, ortak ve kararlı bir tutum dâhilinde birbirleriyle etkin işbirliğine gitmeleri günümüzde bir tercih olmaktan çıkmış adeta bir zorunluluk haline dönüşmüştür.
 
Aslında, uluslararası polis işbirliği faaliyetleri küreselleşme çağının bir icadı değildir. Tarihsel sürece baktığımızda ülkelerin polis teşkilatları arasında var olan bu güvenlik işbirliği ihtiyacı, ulusal polis teşkilatlarının sadece kriminal konulara odaklanmaya başladığı ve profesyonel bir meslek olarak ayrı bir bürokratik kimliğe kavuştuğu 19. yüzyılın son dönemlerinden itibaren çeşitli biçimlerde kendini hissettirmeye başlamıştır.  
 
Örneğin özellikle 19. yüzyılın son dönemlerinde Avrupa’da artan anarşizm kaynaklı şiddet olaylarının engellenmesi konusunda ve ardından 20. yüzyılın başında o günkü tabiriyle beyaz kadın ticaretiyle mücadele konusunda uluslararası konferanslar düzenlenmiştir. Ancak ülkelerin ideolojik farklılıkları ve konuların hükümetler arası bir sorun olarak ele alınışı bu alanlarda uluslararası polis işbirliğinin sınırlı kalmasına sebebiyet vermiştir.
 
Daha sonraki yıllarda polis teşkilatlarının kendine has kurumsal kimliğe sahip olmaları ve uluslararası suç faaliyetlerinin giderek artmasıyla birlikte, polis işbirliğine yönelik daha ciddi adımlar atılmaya başlanmıştır. 1923 yılında kurulan Uluslararası Kriminal Polis Komisyonu’nun ardından Birleşmiş Milletler’in çatısı altında kurulan Uyuşturucu Maddeler Komisyonu (UMK), Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB), küresel uyuşturucu kontrol sisteminin temel organlarını oluşturmuştur.
 
Bunlara 90’lı yılların başında Suçun Önlenmesi ve Ceza Adalet Komisyonu (SÖCAK) ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Programı (1997 yılında görev alanına terörizm ve diğer sınıraşan suçlar da eklenerek BM Uyuşturucu ve Suç Önleme Ofisi –UNODC haline getirilmiştir.) dâhil olmuştur.
 
20. yüzyılın son yarısında bu küresel teşkilatların yanı sıra, görev alanında sınıraşan suçlara karşı işbirliğinin de olduğu çeşitli bölgesel teşkilatların kurulduğunu da şahit olmaktayız. Örneğin, Avrupa Konseyi, Uluslararası Göç Örgütü (IOM), İktisadi  İşbirliği  ve  Gelişme Teşkilatı (OECD), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Pompidou Grubu, Uluslararası Uyuşturucuyla Mücadele Konferansı (IDEC), Dublin Grubu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Avrupa Sahtecilikle Mücadele Ofisi (OLAF), Mali Eylem Görev Grubu (FATF), Avrupa Polis Ofisi (Europol), AB İstikrar Paktı, bu dönemde kurulan bölgesel teşkilatlardandır.
 
2000 yılından sonra ise özellikle Afgan kaynaklı eroinin Batı ülkelerine kaçakçılığıyla mücadeleye odaklanan ve BM çatısı altında geliştirilen iki ayrı uluslar arası girişim göze çarpmaktadır. Bunlar 2000 yılında kurulan Güneydoğu Avrupa İşbirliği Girişimi Sınıraşan Suçlarla Mücadele Bölgesel Merkezi (SECI Merkezi), 2003’te hayata geçirilen Paris Paktı ile 2007’de kurulan Orta Asya Bölgesel Bilgi ve Koordinasyon Merkezi (CARICC)’dir.
 
 
KULLANILAN İŞBİRLİĞİ VASITALARI
 
 
Zaman içerisinde işbirliğinin içeriğine yönelik çeşitli uygulamalar ve sistemler geliştirilmiştir. Ancak şunu baştan kabul etmek gerekir ki bu uygulamalar, organize suç örgütlerinin kendi aralarında var olan işbirliğinden daha ileri düzeyde değildir. Elbette suç örgütlerin hareket biçimlerini sınırlayan ya da düzenleyen hukuk kuralları mevcut değildir. Örgütler açısından yazılı olmayan kurallar ve en önemlisi de güven unsuru geçerlidir. Mücadele cephesine baktığımızda sağlam işbirliği kanallarının tesisi için ülkelerin sağlam bir hukuki zemine sahip olmalarının ve üst düzey kararlılık göstermelerinin gerekliliği açıkça görülmektedir.
 
Kolluk birimleri arasında yürütülen işbirliğinin hukuki zeminini ya ilgili ülkeyle var olan güvenlik işbirliği anlaşması ya da her iki tarafın da onaylamış olduğu uluslararası Sözleşmeler oluşturmaktadır. Bu yasal zemin olmadan etkin işbirliğinin başlaması mümkün değildir. Ancak bu sözleşmeleri ya da anlaşmaları sadece onaylamak yetmemektedir. Bunun ötesinde, ilgili uluslar arası belgelerin iç hukuk haline getirilmesi de gerekmektedir. Uluslararası Sözleşmelerin şöyle bir avantajı vardır; ülkelerdeki farklı yasal düzenlemeleri en aza indirerek suç ve ceza sisteminin birbirine uyumlaştırılmasını sağlamaktadır. Aksi halde zaten işbirliği yapacak bir konu da ortada olmayacaktır.
 
Bu sağlandıktan sonra, ülkeler yasal zeminin verdiği izin ölçüsünde operasyonel veya stratejik bilgi alışverişi yapmak, ortak soruşturma ekipleri ya da ortak bilgi bankaları kurmak konusunda yetkilenmiş olacaktır. Böyle bir imkâna sahip olmak doğrudan işbirliğini de ortaya çıkartmamaktadır. Ülke birimlerinin birbirlerini tanımaları, karşılıklı işbirliği ihtiyacının hissedilmesi ve iki ülke arasında iyi ilişkilerin mevcut olması gerekmektedir.
 
Operasyonel bilgi paylaşımında ise karşılıklı olarak belirlenen irtibat noktaları (focal point), ya da irtibat görevlileri devreye girmektedir. Son dönemde sınıraşan suç ve suçluya yönelik işbirliğinin yanı sıra, ülkelerin ilgili birimlerinin suçla mücadele kapasitelerinin geliştirilmesine odaklanan işbirliği uygulamalarında da artış gözlenmektedir.
 
Bu şekilde yeterli seviyede ekipman ve uzman personele sahip olmayan ülkelere ya diğer ülkelerce doğrudan ya da BM ve bölgesel kuruluşlar kanalıyla yardım ve destekte bulunulmaktadır. Güvenlik işbirliği yapılması istenen ülkenin bu şekilde ayakları üstünde durmasını sağlamaya çalışmak uzun vadede sadece güvenlik sektöründe değil diğer işbirliği alanlarında da güçlü bağların kurulmasına büyük katkı sağlamaktadır.
 
Sınıraşan suçlara karşı tesis edilen işbirliğinin temel icracısı olan polis teşkilatlarının son dönemde uzmanlığa ve yabancı dile büyük önem vermeleri ve polislik mesleğini profesyonel bir yaklaşımla ileriye götürmeleri, işbirliğinin kaliteli ve artan seviyede yapılmasına katkı sağlamaktadır.
 
 
İŞBİRLİĞİNDE MUHTEMEL GELİŞMELER 
 
Sınıraşan suçlarla mücadele, büyüyen güvelik işbirliği ihtiyacıyla ülkelerin dış politikalarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumdadır. Önümüzdeki yıllarda da bölgesel ve uluslararası güvenlik işbirliği ihtiyacının giderek artacağı değerlendirilmektedir. Bu ihtiyaç ve gereklilik çok iyi ölçülmeli ve işbirliği yapılmasında öncelik verilmesi gereken ülkeler bilimsel veriler ışığında tespit edilmelidir. Güvenlik ihtiyacı ve işbirliği tek yönlü bir olgu değil, ülkelerin uluslararası ve bölgesel dış politikalarının bir parçasıdır.
 
Suç örgütleri açısından en caydırıcı önlem ellerindeki gelirlerin, menkul ve gayrimenkullerin alınarak devlete intikal ettirilmesidir. Önümüzdeki dönemde suç gelirlerinin müsadere edilmesine yönelik işbirliği çabalarında artış görüleceği tahmin edilmektedir.
 
  • Kurumsal E-Posta
  • Polsan
  • UPEM
  • TUBİM
  • İçişleri Bakanlığı